Deneme Nedir?

Emir

Moderatör
Moderatör
Bir yazarın kendi isteğine göre seçtiği herhangi bir konuda kesin yargılara varmadan, kişisel düşüncelerini kendi kendisiyle konuşuyormuş havası taşıyan bir üslupla kaleme aldığı yazılara “deneme” denir. Deneme, yazarın gözlemlediği ya da yaşadığı olay, olgu, durum ve izlediği varlıklarla ya da herhangi bir kavramla ilgili izlenimlerinin belli bir plana bağlı kalmayarak, tamamen kendi kişisel görüşüyle serbestçe yazıya döktüğü kısa metinlerdir. Deneme yazarı öne sürdüğü düşünceyi doğrulama, ispatlama, kanıtlama kaygısı taşımaz. Denemenin inandırıcılığı, ele alınan konunun içtenlikle anlatılmasından kaynaklanır.

Denemenin özellikleri şunlardır:
  • Denemelerde yazar herhangi bir konudaki görüşlerini kesin kurallara varmadan, kanıtlamaya kalkmadan, okuyucuyu inanmaya zorlamadan anlatır.
  • Deneme, kişinin kendi dışındaki varlıklarla herhangi bir konuda gerçek ya da hayalî olarak girdiği diyalogun ürünüdür.
  • Denemeler tek bir konuyu rahat ve akıcı bir biçimde ele alan, çoğu kez yazarının kişisel bakış açısı ve deneyimini aktaran orta uzunluktaki edebî metinlerdir.
  • Konuların kişisel bir anlayışla işlenmesi; çeşitli sanatçıların aynı konudaki değişik fikir, zevk ve inanışlarını yansıtması bakımından bu tür önemlidir.
  • Denemeye özgü belirli bir konu yoktur. Konu özgürce seçilir.
  • Her şey denemenin konusu olabilir. Yeter ki yazarın o konuda bir birikimi olsun. Ancak denemeler daha çok her devrin, her ulusun insanını ilgilendiren konularda yazılır.
  • Denemelerde diğer fikir yazılarından farklı olarak aşk, dostluk, iyilik, güzellik, ahlak, sevinç, kültür, yiğitlik gibi daha çok soyut ama kalıcı ve evrensel konular işlenir.
Denemeci için konu amaç değil, araçtır; kendi fikirlerini söyleyebilmesi için birer sebep durumundadır. Denemeci, irdelemelerinde tamamen kendini, kendi bilgi ve kültür birikimini, beğeni düzeyini esas alır. Deneme yazarı eserini kaleme alırken okuyucuyu hesaba katmaz. Okuyucunun vereceği tepki konusunda herhangi bir kaygı taşımadan konusunu dilediği şekilde seçer, istediği tarzda işler. Denemeler konuların genellikle derinlemesine işlendiği yazı türleridir. Denemenin en belirgin özelliği, yazarın konuyu kendi kendine konuşuyormuş gibi kaleme almasıdır. Denemenin bu özelliği Nurullah Ataç’ın şu sözleriyle özetlenebilir: “Deneme ben’in ülkesidir. Ben demekten çekinen, her görgüsüne, her görevine ister istemez benliğinden bir parça kattığını kabul etmeyen kişi denemeciliğe özenmesin.”

Bu türün ilk ustalarından Montaigne, denemenin ilkelerini şöyle anlatmaktadır: “Herkes önüne bakar, ben içime bakarım; benim işim yalnız kendimledir. Hep kendimi gözden geçiririm, kendimi yoklarım, kendimi tadarım… Bir şey öğretmem, sadece anlatırım.” Bu bağlamda denemenin her cümlesinde yazarın kendisi vardır. Okuyucu ile yazar arasında bir duygu, düşünce ve ruh alışverişi oluşur. Esere hâkim olan unsur, insanın ta kendisidir.

Dünya Edebiyatında Deneme

Deneme türünün ilk örnekleri, daha “deneme” teriminin bile ortaya çıkmadığı eski Yunan ve Latin edebiyatlarında görülmektedir. Bunlar Epiktetos’un “Sohbetler”, Eflatun un “Diyaloglar”, Cicero’nun ‘Kimi Eserleredir. Seneca’nın bazı eserlerinde de denemelere rastlanmaktadır.

Bugünkü anlamdaki denemenin kurucusu 16. yüzyıl Fransız yazarı Michel de Montaigne’dir (1533-1592). Denemenin ilk örneklerini veren Montaigne yazdığı metinlerin kişisel düşünce ve deneyimlerinin iletilmesine yönelik edebî parçalar olduğunu vurgulamak için “deneme (essai)’ adını seçmiştir. Daha sonra yine çok tanınan İngiliz yazar Francis Bacon (1561-1626) ve Charles Lamb da bu türde eserler kaleme almış ve bu türü geliştirmiştir. Fransız edebiyatında Andre Gide (1869-1951) ve Alain İspanyol edebiyatında ise Miguel Dunamuno, Alman edebiyatında R. Maria Rilke gibi sanatçılar da bu türdeki eserleriyle tanınmıştır.
Türk Edebiyatında Deneme

Deneme türü, Türk edebiyatına Tanzimat’tan sonra Batı’nın etkisiyle girmiştir. Deneme önceleri “Musahabe”, “Tecrübe-i Kalemiyye (kalem tecrübesi)” gibi isimler ile anılmıştır. İlk özel gazete Tercümân-ı Ahvâl (1860)’in yayın hayatına başlamasından itibaren gazetelerde çıkan değişik yazılar, zamanla ayrı bir tür olan deneme için dil, anlatım ve yaklaşım bakımından zemin oluşturmuştur.

Deneme Örneği

Ölçü

İnsan elinde ne illet var ki, dokunduğunu değiştiriyor; kendiliğinden iyi ve güzel olan şeyleri bozuyor. İyi olmak arzusu bazen öyle azgın bir tutku oluyor ki, iyi olalım derken kötü oluyoruz. Bazıları der ki, iyinin aşırısı olmaz çünkü aşırı oldu mu zaten iyi değil demektir. Kelimelerle oynamak diyeceği gelir insanın buna.

Felsefenin böyle ince oyunları vardır. İnsan iyiyi severken de, doğru bir işi yaparken de pekâlâ aşırılığa düşebilir. Tanrının dediği de budur: Gereğinden fazla uslu olmayın, uslu olmanın da bir haddi vardır.

Okunu hedeften öteye atan okçu, okunu hedefe ulaştırmayan okçudan daha başarılı sayılmaz. İnsanın gözü karanlıkta da iyi görmez, fazla ışıkta da. Platon’da Kallikles der ki, felsefenin fazlası zarardır. Felsefe bir kerteye kadar iyidir, hoştur; faydalı olduğu kerteyi aşacak kadar derinlere gidersek çileden çıkar, kötüleşiriz; herkesin inandığı, uyduğu şeyleri küçümseriz; herkesle doğru dürüst konuşmaya, herkes gibi dünyadan zevk almaya düşman oluruz; kimseyi yönetemeyecek, başkalarına da kendimize de hayrımız dokunmayacak bir hale geliriz; boş yere şunun bunun sillesini yeriz.

Kallikles, doğru söylüyor çünkü felsefenin fazlası bizim gerçek duygularımızı körletir; lüzumsuz bir inceleme ile bizi tabiatın güzel ve rahat yolundan çıkarır.

(Kitap II, bölüm XXX)

Düşüncede saplantı ve azgınlık en açık ahmaklık belirtisidir. Canlılar arasında eşekten daha kendinden emin, daha vurdumduymaz, daha içine kapalı, daha ağırbaşlı olanı var mıdır?

Montaigne


 

Teknolojinin Karanlık Yüzü: Hayatımızı Nasıl Tehdit Ediyor?​

Teknoloji, modern hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Her gün kullandığımız akıllı telefonlardan, bilgisayarlara ve internete kadar, teknoloji hayatımızı birçok yönden kolaylaştırıyor ve zenginleştiriyor. Ancak teknolojinin karanlık bir yüzü de olduğunu unutmamak gerekir. Bu yazıda, teknolojinin hayatımızı nasıl tehdit ettiğine dair bazı endişelerden bahsedeceğim.

Teknolojinin Bağımlılık Yaratması:

Teknolojinin en büyük tehlikelerinden biri, bağımlılık yaratmasıdır. Akıllı telefonlar ve sosyal medya platformları, sürekli olarak dikkatimizi çekmek ve zamanımızı çalmak için tasarlanmıştır. Bu durum, gerçek hayattan kopmamıza, ailemiz ve arkadaşlarımızla olan ilişkilerimizi ihmal etmemize ve hatta depresyon ve anksiyete gibi ruhsal sağlık sorunlarına yol açabilir.

Teknolojinin Gizlilik Sorunları:

Teknolojiyi kullandıkça, kişisel bilgilerimiz de dijital ortamda depolanıyor. Bu durum, siber saldırılara ve veri sızıntılarına karşı daha savunmasız hale gelmemize neden oluyor. Kişisel bilgilerimizin ele geçirilmesi, kimlik hırsızlığı ve dolandırıcılık gibi ciddi sorunlara yol açabilir.

Teknolojinin İşsizliğe Yol Açması:

Yapay zeka ve otomasyon gibi teknolojiler geliştikçe, bazı iş kollarında insan emeğine olan ihtiyaç azalıyor. Bu durum, işsizliğe ve gelir eşitsizliğinin artmasına yol açabilir. Gelecekte, insanların yeni beceriler edinmesi ve değişime ayak uydurması her zamankinden daha önemli olacak.

Teknolojinin Ahlaki Sorunları:

Yapay zeka ve gen teknolojisi gibi yeni teknolojiler, etik açıdan tartışmalı birçok soruya yol açıyor. Bu teknolojilerin sorumlu bir şekilde geliştirilmesi ve kullanılması için uluslararası bir uzlaşmaya ve etik kurallara ihtiyacımız var.

Teknolojinin Çevreye Zararları:

Teknolojinin üretimi ve kullanımı, çevreye önemli zararlar vermektedir. Elektronik cihazların üretimi ve atıklarının bertaraf edilmesi, hava ve su kirliliğine yol açmaktadır. Ayrıca, teknolojinin aşırı kullanımı, enerji tüketimini ve sera gazı emisyonlarını da artırmaktadır.

Sonuç:

Teknoloji, hayatımızı birçok yönden iyileştirme potansiyeline sahip güçlü bir araçtır. Ancak teknolojinin karanlık yüzünü de görmezden gelmemeli ve bu tehlikelere karşı önlem almalıyız. Teknolojinin faydalarından yararlanmak ve risklerini minimize etmek için bilinçli ve sorumlu bir şekilde kullanmamız gerekiyor.

Teknolojinin karanlık yüzüne karşı alabileceğimiz bazı önlemler:
  • Teknolojiyi aşırı kullanmaktan kaçınmalı ve gerçek hayattaki ilişkilerimize ve aktivitelerimize zaman ayırmaya özen göstermeliyiz.
  • Kişisel bilgilerimizi korumak için güçlü şifreler kullanmalı ve internette paylaştığımız bilgiler konusunda dikkatli olmalıyız.
  • Yeni beceriler edinmeye ve değişime ayak uydurmaya açık olmalıyız.
  • Teknolojinin etik ve sorumlu bir şekilde geliştirilmesi ve kullanılması için gerekli adımları atmalıyız.
  • Çevre dostu teknolojiler kullanmalı ve elektronik cihazların atıklarını geri dönüştürmeye özen göstermeliyiz.
Teknolojinin hayatımızdaki rolü her geçen gün artıyor. Bu nedenle, teknolojinin hem faydalarını hem de risklerini anlayarak bilinçli ve sorumlu bir şekilde kullanmamız gerekiyor.
 

Konu görüntüleyen kullanıcılar

Benzer konular